Ucuz Et Mİ Dediniz? PDF Yazdır e-Posta
EKREM EROĞLU tarafından yazıldı   
Cuma, 17 Kasım 2017 09:08

                       Ucuz Et Mi Dediniz?

İnsanların en hoşuna giden kelimelerden birisidir ucuzluk. Pahalı olan bir ürünün önüne bu sihirli "ucuz“ kelimesini koysan da o pahalı malı insanlar ucuz zannederler. Çünki o kelimede bir cazibe ve yanıltan bir algı vardır. Sanki bir kamuflaj, adeta kurtarıcı rolündedir…

Mutlak surette her malın bir değeri vardır. Değerin altında olursa ona ucuz denir ve kıymet algısı da zayıflar. Ama gerçek değerden giderse ona itiraz olunmadığı gibi, bu durum normal karşılanır halk tarafından

Eskiden hükümran olanlar gereksiz bir şekilde ceza verip ardından da af ederlermiş suçluları. Bu durum insanlar nezdinde çok hoş karşılanıp adete bu davranışı bir lûtuf zanneder, o imkanı vereni de merhametli ve adaletli biri olarak kahramanlaştırırlarmış… 

  Elbette ki her hepimiz keselerimize uygun olan bir fiat isteriz her şeylerde. Şimdilerde et ucuzladı diyerek sevinçler ayyuka çıkmakta. Ucuzlasın, herkes yiyebilsin bu hepimizin arzusudur. Bu ucuzluk sadece kuşbaşı ve kıymada olmamalıdır. Acaba hayvanın diğer değerli kısmın etleri nereye gidiyor ve neden onlarda ucuz olarak satılmıyor? Üstelik bu şekilde gelen etlere anlaşma gereği gümrük vergisi de ödenmemektedir. Türkiye 2010 yılından beri dışarıdan et ithali yapmaktadır. Bugüne kadar bu ucuzluk neden yapılmadı? Akıllara çok sorular geliyor ama çözümü yok ne yazık ki… Diğer çeşitlerini keseler karşılamadığı gibi halen de el yakmaya devam ediyor. Ette amaç ucuzluk ise; her çeşidinde olmalı ki her kesim faydalanabilsin…

Hani atalarımız “Taşıma suyla değirmen dönmez“ demişler ya, aynı onun gibi bu ucuz et meselesi. Yurt dışından getir ve ucuz olduğunu söyle… Oradaki alım/satımlar, kesim ve kişiler meselesine girmeden bu işin böyle yarım yamalak olmasının yanlışlığını belirtmekte fayda vardır. Üreticiler açısından bu işin yanlış ve nice zararlara yol açacağı kanaatı belirmiştir. Dışardan almakla üretici mağdur edilmiş, hayvancılığa da balta vurulmuş demektir. Gerçi bunun böyle uzun soluklu olacağı da gözükmemektedir. Gelecek yıllarda şu anki fiatı dahi  arar olacağız. Çün ki:

Besicilerimiz ve üreticilerimiz hepten küskün ve moralleri bitmiş tükenmiş durumdadırlar. Devlet ödediği yüksek paralarla batının çiftçilerini beslerken, kendi çiftçisine gereken desteği vermemektedir.  Destekleme adıyla verilenler ise yarım elma gönül alma babındandır. 2010 yılından bu güne kadar devletin verdiği büyük çiftliklerin, besicilerin % 50 sinin borç batağında ve mandıraların içi boş  atıl bir vaziyette olduğunu ziraat odaları başkanı bildirmektedir. Seksenli yıllardan itibaren “Devlet kasaplık yapar mı?“ denilip 37 tane devlet çiftliğin den 18 i özelleştirme adıyla satılıp, 5 i bedelsiz olarak kamu kurumlarına verilirken, 3 tanesi de kapatılmıştır. Kapılarına kilit vurulanların yerlerine başka işletmeler devreye kondu. Dışarıdan besilik, kasaplık sığır ithalatı, küçükbaş hayvan ithalatı, karkas et derken şimdi de ucuz et adıyla bir furya daha başlatılmış oldu. Bu üreticilerin hayellerini tamamen yıkıma uğratmıştır. Evet tüketici ucuz et diye sevinirken verdiği paranın elin gavuruna gittiğinden, yerli üretimin tükenmeye doğru yönlendiğinden haberi bile yoktur.

Devlet 2010- 2016 yıllarında et için tamı tamına 5 milyar 40 milyon dolar para ödemiştir dışarıya. Kendi üreticisine hayvan başına bin lira  destek vermiş olsaydı bu desteğin tüm toplamı sadece 315 milyon dolar ediyordu. Bu parayla hem üretici desteklenecek, hem hayvan çoğalacak hem de paramız kendi ülkemizde kalmış olacaktı. Şimdi siz varın ucuz etin yahnisini yapında yiyin. Hayvancılık bitiyor, üreticiler de bu işten elini ayağını çekiyor. Aracılar seviniyor batı dünyası da kıs kıs gülüyor.

Şöyle köyünüze ve çevrenize baktığınızda hayvancılığın bittiğini, küçükbaş hayvanların hiç kalmadığını, ahırların ve mandıraların boşalmış olduğunu açık bir şekilde göreceksiniz. Bu gidişat nereye diye soruyorsunuzdur… Seküler dünyanın, batıdaki dev şirketlerin ve gelecek yaşamın tarımdan geçtiği düşüncesini taşıyan devlet yöneticilerinin bu işte parmağı olduğu bilinmelidir…  

   

Bakanlık, halkına gerçek ucuz et yedirmek istiyorsa bunu dışarıdan ithal etle sorunu çözemez. Yerli ırkın ıslahı, üreticinin faizsiz kredilerle desteklenmesi, yem başta olmak üzere diğer girdi fiatlarının azaltılması veya asgariye çekilmesi, kesimi yapılmış hayvanların üreticiye hemen ödemesinin yapılması, yetiştiricilerin alt yapısının desteklenmesi, yetiştiricilerin kısa süreliğine de olsa bilgilendirici kurslardan geçirilmeli, üretimde teşvik, tüketimde de rekabetçi bir yol izlenmesi, aracının ortadan kaldırılması, kesimhanelerdeki komisyonların makul bir seviyeye çekilmesi, küçük aile işletmeciliğinin desteklenmesiyle olacaktır. Yoksa aynı terane, aynı yakınmalar devam eder. Ne zaman ki tüketici toplumundan üretici toplumuna geçersek, iş zaten kendiliğinden çözülmüş olacaktır. Üretim olmadığı sürece dışa olan bağımlılık süreceğinden bu yüksek fiatlardan daha çoook şikayetçi oluruz…

Bizlere düşen ise; çapımıza, gücümüze ve aklımıza göre üretmek ve hareket etmektir. Kendimiz üretirsek ailemize ve çevremize katkı sağlamış oluruz en azından…   

Zaten herkes kendi üzerine düşeni ve onu da kendi aklıyla yapmış olsaydı ortada ne mağduriyet, ne pahalılık ne de sızlanmak olurdu…                    

 

Sadece üyeler yorum yazabilir. Yorum yazabilmek için giriş yapın ya da kayıt olun.

Template Design ah-68 | Copyright © 2014 by selamli.com | Yönetici