Hakkını Aramayanın Ağlaması PDF Yazdır e-Posta
EKREM EROĞLU tarafından yazıldı   
Cuma, 01 Aralık 2017 08:09

             Hakkını Aramayanın Ağlaması

 

Dünyadaki insanların huzurlu ve mutlu yaşamalarını başta Allah istediği gibi, diğer her türlü idari sistem ve rejimlerin hükümranları da istemektedirler. Bunun içinde başta kanunlar ihdas edilir. Yapılan bu kanunlar uyarınca toplum düzeni sağlanır ve huzur ortamı doğar. Bundan dolayıdır ki her devletin kendinin uyarladığı bir anayasaları vardır. Halkın bunlara uyması sonucu huzurun olacağı, uyulmadığı taktirde de cezalandırılacağı anayasalarında yer alır.

Her şeyi yaratıp ona bir düzen vermek isteyen Allah(c.c) huzur  ve mutluluğun verilen emirlerin yapılması sonucu ortaya çıkacağını göndermiş olduğu semavi kitaplar ve peygamberler vasıtasıyla  insanlara duyurmuştur. Bu semavi kitaplar yani vahiyler insanların Allah (c.c) tarafından belirlenmiş olan anayasalarıdır. Artık yeniden bir anayasa yapmaksa O’na bir başkaldırı demektir…

Anayasa ve buna bağlı kanunlar çıkartılarak insanların hak ve hürriyetleri, toplum içindeki uyumu ve yaşam şekli verildiğinden artık herkesin sosyal yaşam biçimine ayak uydurması kaçınılmaz olacaktır.            

Kanunlar sayesinde herkes hakkına razı olur. Kişi bir haksızlığa uğradığı zaman da hakkını araması ve çaba göstermesi onun hakkıdır ve adaletin de yerini bulması kanun gereğidir.

Köylerde yaşayan her yerdeki çiftçiler oldukça haksızlığa uğradıklarını ve haklarını da alamadıklarını sürekli dile getirirler. Bu serzenişleri hemen her köyün insanlarından duyarsınız. Bu sızlanmalar sadece birbirlerine dertlenmekte kalır. Çözüm için bir akıl yürütülmez, öneriler sıralanmaz sadece yakınmalarla bir nebze rahatlar ve bilgiçliğinin yanında bir şeyler söylediğini nasılda içini döktüğünü başkalarına ahkam keserek anlatır. Oysaki bunlar çözüm üretmediği gibi, havanda su dövmekten öteye gitmeyen boş lakırdılardır.

Haksızlığa uğradığını iddia eden kişiler hakkını almak istiyorsa bu böyle kaba gürültüyle, bağırıp çağırmayla, sövüp saymayla, ağlayıp sızlanmayla alınamayacağı bilinmelidir. Bunun yolu kanuni yolları denemek, birlikler kurmak, toplu olarak kurumlara baskı yapmak, seçmiş olduğu vekilleri bilgilendirmek, illerdeki meclisleri veya başkentteki millet meclisini yol etmekten geçer.

Bu kanuni yollar denenir de yinede çözüm bulunamazsa en büyük silah kullanır. O da araçlarıyla protestolarda bulunmak bundan da sonuç alınamazsa üretimi durdurmaktır. Zaten iş bu kerteye gel- meden ilgililer veya yetkililer bu yollardan birisiyle çözüm bulmuş olacaklardır.

Eskilerden beri bir söz vardır “Hak verilmez alınır“ diye. Hakkınız varda verilmiyorsa, bu hakkın alınması ve adaletin vuku bulması  için kanuni yolların denenmesinden geçer. Hemen hemen dünyanın her yerinde geçerli olan yol ve yöntemler böyledir.

O zaman ağlamayan, aldığı ile mutlu olan, birey ve bir toplum ortaya çıkar. O zaman bu; çok çalışma, çok ürün alma, ardından da refahın gelmesi demektir. Böylece gelişmiş ve kalkınmış bir aile ve toplum olarak adaletin nimetleriyle huzurlu ortama kavuşmuş olunur. Sonuçta bol ürün, iyi para ve mutlu yaşam sürüp devam edecektir. Yoksa ağlamaya sızlanmaya devam edilir… Bu sızlanma ise; bir alın yazısı değil, kaderci anlayışın vermiş olduğu bir sünepeliktir.

                                    Ortalığı kırıp dökmeden, ortamı velveleye vermeden, sorunları ve çözümlerini de ortaya koyup                         hakkını alan, adalete razı olarak kanunlar çerçevesinde huzurlu bir toplum olmaya ne dersiniz?…      
 

Sadece üyeler yorum yazabilir. Yorum yazabilmek için giriş yapın ya da kayıt olun.

Template Design ah-68 | Copyright © 2014 by selamli.com | Yönetici