Ağzımızın Tadı Mı Kaçacak ? PDF Yazdır e-Posta
EKREM EROĞLU tarafından yazıldı   
Cuma, 02 Mart 2018 16:06
                                Ağzımızın Tadı Mı Kaçacak?

Günümüz orta ve üst yaş grubuna sahip olanlar; Dünya tarımında, kendi kendine yeten yedi ülkeden biriyiz diye bilirler. Milletimiz sanayi, teknoloji, kimya/boya, akaryakıt, ilaç, mühimmat ve parça malzeme vs. gibi ürünler dışında her şeyini kendi üreterek geçimini sürdürdü. Tüm köylüler, gaz yağı, çay-şeker-kahve ve kumaş hariç hayatına lazım olan araç gereç, giyim-kuşam, ve tüm gıdalarını kendileri imal eder veya yaparlardı. Bundan dolayıda çiftçimiz, senet bilmez, çek bilmez, kredi adını dahi duymamıştı. Borçsuz hayat ne güzel bir hayattı.

Hububat başta olmak üzere pek çok tarım ürünü dışarıya ihraç ediliyordu. Günümüz yaşamına baktığımızda ise durum bunun tam tersi olmuştu acaba nedendi? Bir zamanlar kendi kendimize yeten, borç dahi bilmeyen, nerdeyse her şeyini üretebilen bu millet, şimdilerde ise; hemen hemen her türlü gıdayı, her türlü tohumları, ot ve samana varıncaya kadar ürünleri dışardan alma durumuna geldi. İnsanımızın almış olduğu gıda sonunda, sağlığı başta olmak üzere psikolojik ve ruh sağlığını dahi etkilediğini bilim adamları izah etmektedirler.

Bu gün Anadolu’nun köylerinde nerdeyse yumurtaya, bulgura, soğana, sarımsağa varana kadar dışardan yani pazarlardan veya marketlerden alır oldular. Üretim durdu, tüketim toplumu olarak gençler asgari ücrete razı bir şekilde şehirlere göçerek akın ettiler. Köyler boşaldı, şehirler yaşanmaz bir duruma geldi. Asgari ücretle çalışıp şehirleşmeye adım atmaya başlayan köylüler, şehirde kalsa geçinemez, köyüne gelmek istese dönemez olmuşlardır.

Habire köylülerin meraları, kullandığı arazileri küçülürken şu an köyünde kalıp toprağıyla uğraşanlar da tarımdan uzaklaştırılmaya çalışılmaktadır. Şöyle ki:

Türkiye’de 1963 yılında ilk kez tohumculuk yasası çıkarılır. Ardından 1967 yılında ise; bu kanuna istinaden yurt dışından ilk defa Meksika’dan 64, Rusya’dan da Bezostaya 1 adlı buğdaylar getirilerek hibrit (ebter veya kısırlaştırılmış) tohumla tanışır yurdumuz. Bu tohumlar gübre olmadan yüksek verim vermemektedirler. Sıra gübre ve zirai ilaç alımına gelmiştir. Böylece toprakların verimsizleştirilerek gübre almaya teşvik edilmiştir çiftçiler. Yeni ekmiş olduğu tohumdan tekrar ekme işini yapamayan çiftçi tohum, gübre ve ilaç alımına devamı sağlanmıştır.

Bu da yetmemiş 2004 yılında “Islahatçı haklarının korunması yasası” ile topraklarımız ve yerli tohumlarımız çok uluslu şirketlere açılıverir. Ardından da 2006 yılında 5553 sayılı Tohumculuk kanunu çıkarılarak bu kanunla da tohum ıslahı yapan şirketlere Pazar yaratılarak güvence altına alınırlar. Sertifikalı ürün kullanımı zorunlu hale getirilir. Sertifikalı ürün kullanmayan çiftçiye devlet desteği yasaklanırken yerli tohum ekene de on bin lira para cezası, beş yılda hapislik 12. Maddeyle belirlenmiş olur.

Şimdi de devlete ait olan yani milletin 14 tane şeker fabrikalarının özelleştirme adıyla satışı ve kısacası kapanışı kesinleşmiş durumdadır. Bu fabrikalar iç yapısında değişikliği giderek NTŞ yani nişasta bazlı şeker şurubu üretimine geçeceğinden, çiftçimizin pancar üretimi ortadan kalkacak demektir. Şeker şurubunun zararlarını başta ABD ve batı ülkeleri hastalıklarla ödemektedirler. Yararından çok zararı olan bu şuruplar, halkı obeziteyle başbaşa bırakacak, şeker hastalığı başta olmak üzere daha nice hastalıklarla yüz yüze getirecek demektir. 

Çiftçilerimiz pancarından olurken, halkımızda sağlığından olacak ve devletin paraları da dışarıya şeker şurubu için akacaktır.

Bu satıştan sonra şimdiki pancardan yapılan şekerimizi ararken NTŞ şeker şuruplu şekerlerle, hepimizin ağzının tadının kaçacağı görünmektedir

Son Güncelleme: Cuma, 02 Mart 2018 16:10
 

Sadece üyeler yorum yazabilir. Yorum yazabilmek için giriş yapın ya da kayıt olun.

KULLANICI GİRİŞİ



KİMLER ÇEVRİMİÇİ

Şu anda 75 konuk çevrimiçi

İSTATİSTİKLER

Üyeler : 253
İçerik : 306
Web Bağlantıları : 6
İçerik Tıklama Görünümü : 439381
Template Design ah-68 | Copyright © 2014 by selamli.com | Yönetici