Olmadı Reis PDF Yazdır e-Posta
EKREM EROĞLU tarafından yazıldı   
Cuma, 16 Mart 2018 09:51

   

 

                          Olmadı Reis

 

Sayın reis, sen politik, siyaset, ekonomik, sosyolojik, psikolojik, askeri ve uluslararası sahalarda bir dâhisin. Yani kendi uzman alanlarında eline su döken olamaz. Kendi alanlarının dışında da yürümenin dikenli bir sahada yürümek olduğunu en iyi bilen yine sizsiniz. Her adımın sana hep temkinli olmayı, düşünerek adımlamayı, tehlike çanlarının her an çalabileceğini, hatırlatmamızın size karşı bir saygısızlık olacağı düşüncesini taşıyan biri olarak, yüksek vicdanınıza seslenmek ihtiyacını hissettim.

Yurt dışı gezi dönüşünde yapmış olduğunuz İslam’la ilgili konuşmanız dini hassasiyeti olan her kesimi rencide etmiştir. Dinde liyakat sahibi olanlarından tutun da, sokaktaki her hassas Müslüman bu sözlerinizden incinmiştir. Din düşmanları, muhalifler, parti ve şahsi düşmanlarınızı, rakiplerinizi sevindirmekle kalmadınız, bilakis kendi mahallenizin insanlarını üzdüğünüz bir tarafa, durduk yerde düşman bile kazandığınızı rahatlıkla söyleyebilirim…

Müslümanların kafaları sakinken, karma karışık  hale getirdiniz. Bunca düşmanınız varken, şu hassas dönemde dostlarınızı düşman safına atmanız da neyin nesiydi? Bu bir gaflet, yanılgı, yanlışlık veya sürçü lisan türünden bir şey miydi? Yoksa bilinmeyen, bilinemeyen, üstü kapalı götürülen, götürülmekte olan bir şey var da, ona izafeten yapılan bir uyarın miydi?

Had aşmayı, yol göstermeyi, akıl vermeyi, tembihte bulunmayı, tehditte bulunmayı, çözüm yolu göstermeyi, aman haa demeyi, parmak sallamayı size karşı yapacak değiliz… O bizlerin ne haddine… Bizler, sadece bir yanlışlığın yapıldığını, üstelikte tehditvari bir söylemle “Bizi korkutamazsınız” diyerek ilim erbabına ve işin uzmanlarına yönelik çıkışınız da işin cabasıdır.

Sokakta ki halk “Bu da olmadı, yakışmadı sana ey reis, bu had aşmaktır, sınır tanımamazlıktır, hatasını bilmemezliktir” türü sözleri söyler oldu. Herkesimin, her makam sahibinin alanı içinde olması, onun dışında haddi geçmemesi gerektiği akıllarımıza kazınmıştır eveli evvelden…

Şaştık, şaşırdık, inanamaz gibi olduk ama, ortadaki gerçeği de görüp şöyle kendimize gelmeye çalıştık. Bilgilerimizi yoklayıp, bildiklerimizin sıhhatine baktık. Sayfaları karıştırıp internetlerde dolaştık, bilgi sahiplerine sorduk, uygulamalara zamanlara uzandık ama gözlerimiz bizlere umutsuzda yorgun olarak geri döndü ne yazık..

Yüce Allah kitabında : “İşte bu gün dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım. -5/3-” dediği halde siz onda bir eksiklik mi gördünüz?. Kıyamete kadar kadim olan İslami hükümlerin değişmeyeceğini, değiştirilemeyeceğini revize edilip bir reform saçmalığı ile harmanlanamayacağını bilmeyen değilsiniz. Ortaya sürdüğünüz fikrinizi Osmanlının mecellesine dayandırıp ispatlamaya çalışmanda  başka bir garabet. Zamanın değişmesiyle ortaya çıkacak olan her hangi bir durumun, onu İslam’ın hükümlerine göre günümüz yaşantısına uyarlamayı, uygulamayı kastediyorsan o başka… Ama öyle demeyip siz; “İslam’ın hükümlerinin” diye başlayan söyleminiz, işin boyutunu gösterdiği gibi çığırını da aşmış bulunuyor.

Bizim dinimizin hiçbir zaman reforma ihtiyacı olmadığı gibi, güncellenmesi gibi bir durumunun da olması mümkün değildir. Ama sonraki zamanlarda alimler tarafından verilen fetvaların, yapılan içtihadların  zamanlara göre  güncellenmesi gayet tabiidir.

Fetö için “ Anlayamadık, yanılmışız” diyerek halktan özür dilemeniz, nasıl doğru ve güzel bir erdemse; aynı erdemi oy aldığınız, değer verdiğiniz bu alicenap milletten esirgememeliydiniz. Olaki olur ya gün olur lazım olur…

Olmadı reis, bu konudaki söyledikleriniz ne aklımıza ne de, bedenlerimize hakemlik yapan vicdanımız tarafından onay alamadı ne yazık ki…

 

Sadece üyeler yorum yazabilir. Yorum yazabilmek için giriş yapın ya da kayıt olun.

KULLANICI GİRİŞİ



KİMLER ÇEVRİMİÇİ

Şu anda 54 konuk çevrimiçi

İSTATİSTİKLER

Üyeler : 234
İçerik : 306
Web Bağlantıları : 6
İçerik Tıklama Görünümü : 421183
Template Design ah-68 | Copyright © 2014 by selamli.com | Yönetici