Bizleri Kim Yönetiyor? PDF Yazdır e-Posta
EKREM EROĞLU tarafından yazıldı   
Cumartesi, 31 Mart 2018 12:48

                       Bizleri Kim Yönetiyor?

                        Bizleri Kim Yönetiyor?

İnsanoğlu çok karmaşık bir yapıya sahiptir. Fiziki yapının dışında bu yapılar; ruhsal yapı, psikolojik yapı, sosyolojik yapı, metafizik yapı, düşünsel yapı, zihinsel yapı, hücresel yapı, metobolojik yapı, biyolojik yapı, sosyolojik yapı, organik yapı, inorganik yapı, kimyasal yapı, içsel yapı-dışsal yapı, algısal yapı ve daha niceleri… olmak üzere ilmi bir sıralamayı sırala sırlayabildiğin kadar…

Bundan dolayıdır ki; insanı anlamak, algılamak ve çözmek çok çok zordur. Halk arasındaki “Seni çok iyi anlıyorum sözü ise, amiyane bir tabirle sadece palavradır.” Yunus’un

İlim, ilim bilmektir; ilim kendin bilmektir.

Sen kendin bilmiyorsan, ya nice okumaktır?

Dizelerinde olduğu gibi, kişi daha kendini tam manasıyla çözüp anlayamamıştır ki, karşısındakini anlamış olsun. Önce bizlerin  kendimizi çözme çabası içinde olmalıyız. Bu da; çok okumak ve çok düşünmekten geçer… Akıl, insanlara boşa verilmeyip, onunla düşünüp onunla karar alsın ve vicdanın hakemliğinde doğru yolu bulsun diye verildiği bilinmektedir.

            İnsan sosyal bir varlıktır. Maddi ve manevi olarak o sosyolojik kültürün altında ve etkisinde olacaktır ister istemez. Bunun içinde atalarının, kahramanlarının, önderlerin, liderlerin, alimlerin, şeyhlerin ve önem verdiği her ne ad ise onun etkisiyle kuşatılmış durumdadır. Önemli gördüğü, inandığı ve örnek aldığı obje her kim ise, mutlak onu doğru bilir ve ona kayıtsız şartsız inanır ve biat eder.

            Bu inanma ve biatını akıl ve vicdanına danışarak yaparsa sıratül müstakim olan doğru yol üzerindedir. Yoksa yanılgı içerisinde olup yalan, desise ve girdaplar arasında kıvranarak sürüleri takip edecektir. Bu da onu her iki dünyada da hüsrana ve firgana düşürecektir.

            Örnek aldığı, inandığı önderler olmayanı veya bir yalanı gerçek gibi sunabilir ve o kabul görür müntesiplerince. Onlara gerçeğin ta kendisini belgelerle, bilgilerle sunsanız da inandıramazsınız. İşte buna algı denmektedir.

             Dünyadaki insanların pek çoğu algılarla yönetilmektedirler. Örneğin: Doğu cephesi kumandanı olan Enver Paşa Kafkaslara yönelmiştir. Kars’ın Allahüekber dağlarında Enver paşanın doksan bin askeri Rusya’yla karşı karşıyadır. Yanlış bir karar ve taarruzla Enver Paşa doksan bin askerimizin donmasına neden olur. Ama bu olayı İstanbul’daki padişaha “zafer bizimdir diye başlayan müjdeli bir  raporla bilgi verirlir. Padişahın halka zafer müjdesi, ardından da bayram havasında sevinç gösteri ve kutlamaları yapılır. Oysaki doksan bin askerimiz donmuş, Osmanlı ağır bir hezimete uğramıştır. İstanbul’da ise; zafer çığlıkları ve naraları atılmaktadır. Bir başka örnekse; lale devri yaşanmıştır Osmanlıda. Padişahın emriyle ülke gerçek lalelerle süslenmiş, yapılan her şeyde lale figürleriyle gözler kamaştırılmış, bu görkemli sanatla ülke baştan sona donatılmıştır. Ekonomik ve sosyal yapının gayet iyi olduğu, ekonominin istenilen düzeyde seyrettiği empoze edilerek halk bilgilendirilmiştir. Oysa ki Osmanlı devleti çöküşle başlayan yıkılma sürecine doğru gitmektedir. Bu algıyla halk gerçeği bir türlü fark edememiştir. 

 Yakın tarihimizde ise; irtica geliyor denilerek yediden yetmişe bir korku verilmiş ve bu korkularla halk bir türlü gerçeklere vakıf olamamışlardır. Müslümanlar inanç ve ibadetlerini gerekli yerde ve gereken zamanlarda, gereği gibi yapamadığı bir tarafa, cezalar,  sürgünler ve zindanlar onlara reva görülmüştür. Bu algıya kapılan bunca halk, vesayetler altında sindirilmiş, ezilmiş ve bir türlü rahat yüzü görememişlerdir.           

Günümüzde ise; okuyan gençlik, aileler, mahalleler, STK lar, sendikalar, dernek ve kurumlar, askeri ve emniyet, devletin idari mekanizmasının büyük çoğunluğu hepten bir cemaatın(!) algı seline kapılmışlardı. Gerçeği görenler, hakikatı bilenler, tehlikeyi sezenler belge ve bilgileriyle açıklasalar da, bir türlü kabul görmemiştir toplum tarafından. Çün ki; akılları ve duyguları inandırılmıştı bir kere. Bir türlü gerçeği  göremiyorlardı… Bu algıya devletin katılması, katılıp hemen  her şeylerine onay ve olur vermesi, algıyı iyice pekiştirmiş ve zirveye taşımıştır.

Yani algılar ve algılarımız bizleri yönetmektedir. Bize gelen her algı, her ne şekilde, ve her ne konuda olursa olsun akıl süzgecinden geçirilmez, vicdanımıza danışılmazsa bilelim ki bizleri algılar yönetiyor demektir.

Yalan veya yanlış algılara düşüp diz dövmekten se, baş dövmeyi yeğleyelim. Bizleri yönetenin değil, hangi algının yönettiğine bakalım..

 

Sadece üyeler yorum yazabilir. Yorum yazabilmek için giriş yapın ya da kayıt olun.

KULLANICI GİRİŞİ



KİMLER ÇEVRİMİÇİ

Şu anda 66 konuk çevrimiçi

İSTATİSTİKLER

Üyeler : 253
İçerik : 306
Web Bağlantıları : 6
İçerik Tıklama Görünümü : 439372
Template Design ah-68 | Copyright © 2014 by selamli.com | Yönetici