Sağlıkta Çağ Atlamak Mı? PDF Yazdır e-Posta
EKREM EROĞLU tarafından yazıldı   
Cuma, 13 Nisan 2018 12:42

 

                           Sağlıkta Çağ Atlamak Mı?

Bundan on onbeş yıl evvelinde sağlıkta insanlarımız çok ağır sorunlar yaşamaktaydı. Bunları say say bitmez, hemen her hepimiz yaşadık ve gördük. Erkenden gidip sıra almak, sıralarda hır gür etmek, doktorların geç gelip erken saatlerde çıkıp gitmeleri, SSK lıların ilaç alma sıkıntıları vs gibi ana başlıklardan bazıları…

Hükümet değişikliği sonucu yeni gelen iktidar bu konulara bir çözüm bulmak için kolları sıvayarak bir çok yenilikler getirdi. Bunlar; yeni hastanelerin inşası, eskilerinin revize edilmesi, yeni alet ve edevatla donatımları, personelin artırılmaları, evde hizmet, aile hekimliği, yaşlı ve çocuklara öncelik ve benzeri konuları kapsayan çeşitli yönetmeliklerin çıkarılmaları gibi yaşamı kolaylaştırıcı bir takım çözümler  başta gelenleriydi.

Tamamen olmasa da halk bir nefes almıştı. Yıllar geçtikçe bu çözümlere yenileri ilave edilmeye devam ediliyordu. Mega hastaneler yetmiyor tam donanımlı şehir hastaneleri ile daha da yenilikler sürüyordu. Yetkililer, bakanlar açıklamalar yaparak halka sağlıkta reform yaptıklarını ve çağ atladıklarının müjdelerini veriyorlardı. Alan memnun, satan memnun dercesine her kes memnundu veya öyle algılanıyordu ama doğruydu da bu algı.

Hoca Nasrettin’in “bana damdan düşeni getirin” demesi ise en doğru olarak karşımızda duran bir hakikattı. Yaşamış olduğum bir olay bunun en açık bir örneğidir ki o da şöyle:

 İstanbul’dayım bir diş sorunum oldu. Elimde bir telefon, hangi şehri, hangi doktoru, hangi saati seçme seçenekleriyle yüz yüzeydim. Oh ne ala ne güzeldi herkes için ve benim içinde… Bulunduğum Esenler hastanesi dedim, “Orada diş bölümü yok” cevabını aldım. Oraya en yakın semt olan Bağcılar hastanesi olsun dedim “o hastanenin on beş güne kadar tüm randevuları dolmuş durumda” diyordu telefonun öbür ucu. Bezmi Alem Valide Sultan hastanesi de olur deyişime “Bey efendi orası vakıf hastanesi” der demez tamam Bayrampaşa hastanesi olsun bari “Bakıyorum, tamam on beş gün sonrası uygun mu?” Sorusuna daha erken bir tarih yok mu dediğimde “Ne yazık ki bundan öncesi yok” cevabını alıyordum. Bende çaresiz olarak bir özel doktora gittim, bir diş çekimi, bir kanal ve dolgu işlemi için emeklinin ödemesi zor olan bir fiat söyledi. Bir sağlıkçı bana, bir hastanenin aciline gitmekle ancak bu işi halledersin tavsiyesi üzerine, uzak olan Güngören Ağız ve Diş Merkezine sabahın erken bir saatinde gittim. Orası “Bu şekildeki durum için hastaneye gideceksin, biz adı üstünde acil vakalara bakıyoruz” demesiyle, hastaneye vardım. Bir diş doktoruna kayıt olayım istedim randevu saatımı sordu görevli, yok dememe “randevunu al gel” deyişine durumu daha açıklayıcı izah ettim. “Yapacağımız bir şey yok randevun olsaydı tamamdı” cevabını alınca şaştım kaldım…    

Sonrası mı? Yine çaresizce 182 den Esenler’deki Bülent Doğanlar sağlık ocağına randevumu 14 gün sonrası olmak üzere aldım. Sonucun ne olacağını da bilmiyorum.

Şuan bunu bizzat yaşamış biri olarak yetkililere ve sizlere sormak hakkım değil mi? Bu nasıl bir çağ atlamaktır? Ey! Yetkililer duyunuz sizleredir bu feryadım… Sorup öğrendiğim bilgi ise; beni daha da şaşırttı, sadece diş bölümü değil her bölüm için ya randevu alacaksın, ya da çok acillik bir şekilde acil olup geleceksin… Bütün randevular 14 günün altında verilemiyor. Fizik tedavileri ve tomoğrafi filimleri ise altı aylardan başlayıp yılları bulan süreler için verilebiliyor. Hasta olan birisi bu süreleri nasıl geçirecek? Haydi ölürse bunun sorumlusu kimdir dersiniz? Sokaktaki ve görevlilerden aldığım bilgiler doğrusu isyan eder duruma getirmişti beni. Hasta kabul için ya randevunu bekleyeceksin, yada o gün İstanbul’un kıyıda köşede doluluğu olmayan bir hastane bulabilirsen oraya gidebilecekmişin. Bu da olmazsa; özel hastane veya özel doktorlar cüzdanını bekliyor.

Düşünün İstanbul’u, onbeş milyonluk bir şehrin bir ucundan bir ucuna kaç saatte gideceksin, gitsen bile varıncaya kadar hasta ne hale gelecek ve durumu ne olacak?.. Bu demektir ki; ya doktoru görmeden öleceksin, veya bol paralı olacaksın İstanbul’da, büyük şehirlerde…

Çağ atladıklarını söyleyenlerin böyle bir süreci yaşamadıklarını hemen hepimiz bilmekteyiz. Yaşamıyorlar ama bu durumlardan haberleri, denetimleri, veya bir çözümleri var mıdır? demeden de edemiyoruz.

Böyle sorunlar belki küçük yerleşim yerlerinde olmayabilir. Fakat nüfusumuzun yarısını oluşturan büyük şehirlerin aynı sıkıntıyı yaşadıklarını duyuyordum ama, şimdi ise bizzat yaşadım.

Elbette sağlıkta çok çok büyük değişimler oldu, bu inkar edilemez bir gerçektir. Nüfusun yarısı halen daha çok büyük sorunlar yaşıyorsa bu nasıl çağ atlamaktır diyen soru işaretleri akıllarımızı meşgul etmektedir.

Allah, büyük şehirlerdeki insanımıza sabırlar versin ve yardım etsin derken, içindeki hastalarına da acil şifalar versin temennisinde bulunmaktan başka elden bir şey gelmiyor…

                                   Müjdeyi verip başarıları kutlayanların bu gibi sorunlara kafa yorması, çözüm bulması daha                                   başarı olacaktır sanırım…   
 

Sadece üyeler yorum yazabilir. Yorum yazabilmek için giriş yapın ya da kayıt olun.

KULLANICI GİRİŞİ



KİMLER ÇEVRİMİÇİ

Şu anda 356 konuk çevrimiçi

İSTATİSTİKLER

Üyeler : 261
İçerik : 309
Web Bağlantıları : 6
İçerik Tıklama Görünümü : 446560
Template Design ah-68 | Copyright © 2014 by selamli.com | Yönetici