Bizim Hırsız PDF Yazdır e-Posta
EKREM EROĞLU tarafından yazıldı   
Cuma, 01 Mart 2019 21:15

                                              Hırsız

Bilinemeyen insanlık tarihinden bu güne, bu günden de kıyamete kadar suç ve cezalar hep olmuş ve de olacaktır. Çün ki; bu bir imtihandır.. Böyle olunca da haliyle kimi zaman isteyerek, kimi zaman isteme yerek kimi zamanda zaruriyetler sonucu suçlar işlenebilmektedir.

İşlenen suçların cezası, çeşidi ve şekli dünya toplumlarında ayrı ayrı olsa da bazı  suçların cezaları aynı olmaktadır. Ayrıntıya girmeden sadece konu alanı hırsızlıkla sınırlı kalacaktır.

Tarihin sayfalarında gezindiğimizde tüm toplumlarda ortak olan bir kanaat vardır. “Yüz kızartan ve çirkef olan” diye adlandırılan hırsızlığı görmekteyiz. Her toplum bu hırsızlığı insanlığın bağışlanamaz ve en yüz kızartan bir suçu olarak kabul etmişlerdir.

Semavi olsun beşeri olsun tüm dinler, hırsızlık suçuna en ağır bir ceza ile karşılık vermişlerdir. İslam dini ise; diğer suçlarda kısasa kısas uygularken, hırsızlığa el yada kol kesmeyle cezalandırmıştır. Böyle yapılmakla, eli kolu kesilen hırsızın, halinden dolayı toplum içine dahi çıkamaz psikolojisini yaşamak ve bir ömür boyu onun utancını taşıması istenmiştir.     

İlk çağlardan olmak üzere çeşitli milletler, hırsızlık suçunu yapanlara en ağır cezalar vererek toplumdaki düzeni sağlamışlardır. Türk’ler İslamiyetten önceki çağlardaki dönemlerde kurdukları devlet lerinde Mete Han, Atilla ve Cengiz Han olmak üzere hırsızlara hep ölüm cezası uygulamışlar, İslam’iyetten sonraki zamanlarında ise;  İslam’ın ahkamını uygular olmuşlardır.

Bu suçu işleyenler toplum içerisinde herkesçe kınanarak ayıplanmış ve değer verilmeyerek adeta dışlanır olmuşlardır. Ama ne zamanki kanunlarımız Avrupa'dan ithal edildikten sonra işin şekli ve kavramı da değişmiştir. Değersiz, kişiliksiz, itibarsız ve güvensiz biri olarak bilinen hırsız kişiler günümüz toplumunda adeta becerikli bir kahramanmış gibi algılanır olmuştur. Çün ki; hırsızlara neredeyse cezai bir işlem uygulan mamaktadır sanki… Yakalama, tutuklama, az bi ceza ve kısa bir süre sonra da çık dışarı. Yargıyı uygulayan ne yapsın, önündeki kanun öyle diyor, o da onunla cezalandırıyor tabi ki…

Hırsızlık yapan birisine en yakınları dahi sahiplenememişlerdir. Devlet memurlarında bile “yüz kızar tıcı”bir suçunun olmasını daima her kurumda ve her durumda şart koşmuştur. Ona sahiplenmek demek yapılan işe rıza gösteriyor, destek veriyor, arka çıkıyor, cesaret veriyor ve o da, ondandır anlamını taşıyor demek tir. "Ya o hırsız bizden olursa”mantığı ile hareket edilirse bunun sonucunu ve ve varacağı noktayı siz düşünün!..Yapmışsa yapmış, olmuşsa olmuş, ne var yani bunda, sonuçta o hırsız bizim hırsımız!!!... diyerek ona sahipleniyorsa bu toplum yandı demektir.

İnsanlığın yüz karası saydığı, en çirkef gördüğü bu adiliğe sahiplenmek toplumun çürümüşlüğü, kanun ların hiçe sayıldığı, korunaklı ve ayrıcalıklı suçlular ordusunun gitgide çoğalacağı izlenimini güçlendirmek tedir.

Bu kokuşmuşluk ve çürümüşlük önlenemezse yetkililer, görmezlikten gelenler, onu kayıranlar ve de barındıranlar ahirette yakanızı kurtaramayacaksınız…

Dönüp dolaşıp varacağınız yerdir orası. O yüce mahkemede  hiç hak geçirmeyen bir HAKİM’in adaletin den geçeceksiniz… Şüpheniz mi var yoksa?.. Haydi o zaman “o bizim hırsızımız”diye sahip çıkın çıkabildiğiniz kadar…

 

Sadece üyeler yorum yazabilir. Yorum yazabilmek için giriş yapın ya da kayıt olun.

KULLANICI GİRİŞİ



KİMLER ÇEVRİMİÇİ

Şu anda 48 konuk çevrimiçi

İSTATİSTİKLER

Üyeler : 295
İçerik : 334
Web Bağlantıları : 6
İçerik Tıklama Görünümü : 502728
Template Design ah-68 | Copyright © 2019 by selamli.com | Yönetici