Yola Çıkmak PDF Yazdır e-Posta
EKREM EROĞLU tarafından yazıldı   
Cuma, 29 Mart 2019 06:44

                       Yola  Çıkmak

İnsanoğlu hemen her iş, eylem, icraat, davranış ve zihni çalıştırmak için bir ilk hareketin gereğini bilir. İlk adımdan sonra her bir iş için yolculuk başlamıştır. Artık hangi mecrada yol alacağı onun planıyla zihin deryasında oluşmuştur zaten. Bu yolculuk maddi sahada olduğu gibi manevi sahada da yapılmaktadır. Yollar ve yolculuklar bizleri ulvi veya sufli alanlara doğru sürükleyebilir. Yolculuğun niceliği bellidir ama niteliği önemli olanıdır. Rahmani ve şeytani diye de adlandırılabilen bu yolculuklar insanları yolun başlangıcına getirir. Sadece ikiye ayrılan yolun birisini seçme seçeneği olduğunu bilen insan iyi bir tercih yapmak zorundadır.

Eğri olan onu hayatın tüm eğriliklerine, doğru olan yolun da iyi ve güzelliklere götüreceğini bilmektedir. Çün ki; bunu ayırt edebileceği akıl  ona ezelden verilmiştir.

Dünyevi ve uhrevi işleri burada yani yolun başlangıcında seçecektir. O halde tercih ve aklı kullanmanın önemi burada öne çıkıyor. Önünde duran nefsi, hissi, ulvi, sufli, akli, kavli ve vahyi düşünce seçenekleri vardır insanın. Rahmani düşünceyle doğru yolu, şeytani bir düşünceyle de kötü bir yolu tercih etmiş olacaktır.

İşte bu seçme hakkını bizlere sunan yüce Allah, özgürce davranmamızı da bizlere bırakmıştır. Seçenekler Allah tarafından, seçme ise kul tarafından olmaktadır. İnsanın yapacağı her işteki yola çıkma ve başlama tercihi kendinin olacağından suçun mazeretini başkalarına, şeytana veya kadere yüklemenin mantığı da olmayacağı gibi mantıksızlığı da apacık ortadadır.

Hayatta kulun başına gelen olumsuz, istenmeyen, kabullenilemeyen, dert veya bela diye adlandırdığı şeyleri kadere yükleyerek “kader bu işte, kaderim böyleymiş, alın yazısı, haşa; Allah böyle yazmış ne yapabilirim ki?“ diye sızlanmalar hepsi boşuna olduğu gibi kendini temize çıkarma çabasıdır. Haşa böyle davranmakla kendini değil. Allah’ı suçlu çıkartmaya çalışmaktadır ama beyhude…

Dert veya bela diye adlandırdığımız her sıkıntı kaderdir dersek, sanki o işi haşa bize Allah emretmişte biz de yapmışız anlamı çıkar ki; bu büsbütün Allah’a yapılan yalan ve en büyük bir  iftiradır. Eğer öyle olmuş olsaydı, ahiret’te Allah kullarını “ bunu niçin yaptın“ diye sorgulamasına gerek olmazdı… Daha doğrusu Ahiret’te sorgulama anlamsız olurdu, çün ki; kulun alnına belaları Allah yazmışa, ne diye kul sorgulanacaktı?

Her insana verilmiş bir akıl ve onu yargılayan bir vicdan verilmişken, kul kendi iradesiyle her şeyi yapacak sonrada dönüp onu haşa kadere yani Allah’a yükleyecek…Böyle bir saçmalığa çocuklar bile güler.

Kader diye bir şey vardır onu Allah belirlemiştir. Buna kaderi külli, insanın kendi iradesiyle yapmış olduğuna da kaderi cüzi denir. doğum, ölüm, rızk, gençlik, yaşlılık, cinsiyet, renk, huy hus vb gibi hasletler külli iradenin(kaderin). İnsanın şahsi davranış, hareket, yaptığı işler, beslenme, ağlama gülme, çalışma çalışmama vb gibi işlerse cüzi iradenin işidir. Allah hiçbir kuluna şunu öldür, şu zulmü yap diye emretmemiştir. İşte iyi yoldan veya kötü yoldan gitmek bizim elimizde olan bir husustur. Seçim bizden, yargılama ise  Allah’ tan dır.

Yolun başına geçipte seçme hakkımızı kullanacağımız zaman, aklımızı ve vicdanımızı bu uğurda iyi kullanmamız her hepimiz için lehimize olacaktır.

Öyleyse ey akıllarımız haydi görev başına… Tercihini iyi yap.

 

Sadece üyeler yorum yazabilir. Yorum yazabilmek için giriş yapın ya da kayıt olun.

KULLANICI GİRİŞİ



KİMLER ÇEVRİMİÇİ

Şu anda 50 konuk çevrimiçi

İSTATİSTİKLER

Üyeler : 286
İçerik : 333
Web Bağlantıları : 6
İçerik Tıklama Görünümü : 499096
Template Design ah-68 | Copyright © 2019 by selamli.com | Yönetici