Kızım Kendini Ezdirme PDF Yazdır e-Posta
EKREM EROĞLU tarafından yazıldı   
Cuma, 19 Nisan 2019 16:05

                                              Kızım Kendini Ezdirme

Her ana babanın evladı kendisine göre en iyi ve en güzelidir. Bunun içinde yavrusu üzerine titrer. Onun geleceği için her şeyleri yapmak, yaptırmak ister. Sonuç; hayatta mutlu, huzurlu ve iyi bir geleceği olsun. Bu, tüm ana babaların başta gelen arzularıdır…

Hayaller uzun, ömürlerse kısadır ne yazık ki… Ama gönüller hep öyle ister. Hayat ise, hiçte beklediğimiz gibi çıkmaz bizlerin karşısına. O acımasız, zalim ve vahşice yüklenir insanların üzerine. İnsan ise, mücadelesini durmaksızın sürdürecektir tabiî ki…

Anne kızına öğüt veriyordu mütemadiyen.“ Aman kızım; oku, diplomanı al, sınavlara gir, bir işe girmen için çok çalışman lazım”. Sözlerine kızı; “Aaaman sende anne , şu düşündüğün şeye bak!.. Bu hayatta bu kadar sıkıntıya değer mi bunca uğraşı. Beni alacak kişi nasıl olsa geçindirecek zaten”. Demesine  öfkelenen anne; “He ya görürsün yarın neyin ne olduğunu. O koca, bak bakalım senin dediğin gibi mi çıkıyor? Yoksa sana karşı bir zebani mi oluyor? Görürsün o zaman, böyle konuşmak kolay şimdi, ya sonrası günü gelince anlarsın kızım.” Nasihatlar genç kızların akıllarını Allah bullah etmekle kalmıyor, onları deprasyona sürüklüyordu.

Anne ha bire kızının geleceği için yol gösterici(!) nasihatlarına devam ederek “Bak kızım; bir işe girersen maaşın olur, ekonomik özgürlüğün olur. Kocana karşı söz söyleme de bir hakkın olur, ona karşı sende gücünü göstermiş olursun. O zaman sana diş geçiremez. Hayatta kendini ezdirmeyeceksin yavrum. Aha bizler okumadık, bir işe giremedikte ne olduk, babanın kölesi olduk. Alacağını alamıyon, isteğini diyemiyon, böyle hayat mı olur ya?..” ve benzeri sözlerle gençlerimiz bizzat anaları tarafından bir karşı savaşçı gibi yetiştiriliyor ve yetiştirilmeye de devam ediliyor.

Bu mihvalde nasihat ve öğütlerle büyütülmüş gençlerimiz gün gelip evlenir ve hayata adımını atar. Karşıda zorlu bir imtihan. İşte hayatın, öğüdün, nasihatın, eğitimin, işin, paranın, pulun, makamın, ekonomik özgürlüğün, huzurun, mutluluğun, acının, tatlının kısacası gerçeklerin ne olup olmadığını buradan itibaren bire bir yaşayarak öğrenecektir.

Öğrenecek öğrenmesine de, bu ona çoook pahalıya mal olacağı da muhakkaktır. Annenin öğütleri, babanın nasihatları ve sözleri,  almış olduğu eğitim, iş, para, pul başkaaa, yaşamakta olduğu hayat başka… İkilem arasında kalan  gelin yeni evinde bir türlü huzur ayarını tutturamaz. Senli, benli suçlamaları, seninkili benimkili tartışmalar takip eder. Her gün, hayatın her hangi bir halkasında sorunlar büyür, tartışmalar girer araya. Ailelerin büyükleri işi çözmeye çalışsa da çözüm kısa süreli olur. Sorunlar eşler arasında ha bire çoğalırken çocukları da oluvermiştir bu ara. Çocuk sevgisi, sorunları artık bertaraf eder diye düşünürler. Beklenen netice bir türlü alınamaz. Eşler arası sürtüşme devam ederken, sesler de yükselmeye başlar. Tartışmaların ardından çocuğu alıp kendisini babanın evine atar. Bu sıra araya giren barış elçilerinin hamleleri de kalıcı bir çözüm sağlayamayacaktır. İş resmiyete dökülecek ve  koca evden uzaklaştırılacaktır. Bu karardan da sonuç alınamaz. Boşanma davasından netice alınıncaya kadar kız, çocuğu ile baba evinde kalırken, diğer yandan da işine gelip gitmesini baba evinden sürdürecektir.

Hayatı kararan, ele güne karşı rencide olan, bu durumu kendisine gurur meselesi yapan kocanın, ruhen ve psikolojikmen iç dünyası kaynamaktadır. Arzuladığı çocuğunu görmesine müsaade edilmez. Telefonlar hep cevapsız kalır ve gönderilen elçiler terslenir. Kocadan gelen görüşme istekleri hep menfi yöndedir. Koca, son bir kez olsun görüşelim teklifinin de olumsuz çıkması karşısında iyice yıkılmıştır. İş yolunda görüşmek isteyen koca aldığı cevap sonunda gözü kararmış, aklı başından gitmiş ve eşini oraya sermiştir.

Medya ise bu durumu “Yine sokak ortasında kadına infaz” diye duyuracaktır. Geriye ise yıkılan bir yuva, yetim bir çocuk, zindanda geçecek olan bir ömür, pişmanlık ve bir yığın göz yaşı…

Gözler önüne serilen bu ve buna benzer olaylar hemen hemen  her gün izlediğimiz, gördüğümüz veya duyduğumuz gerçek hayat kesitlerindendir. Bunun sorumlusu mu? Anne, kanunlar ve gereğini yerine getirmeyen ilgili bakanlıklardır.

Evet anne kızını ezdirmedi ama, onu sadece kara toprağın kara bağrına serdi… İsteyerek mi? Aslaa… Cahili bir düşünceyle parayla saadetin olacağına inandığı için

 

Sadece üyeler yorum yazabilir. Yorum yazabilmek için giriş yapın ya da kayıt olun.

KULLANICI GİRİŞİ



KİMLER ÇEVRİMİÇİ

Şu anda 57 konuk çevrimiçi

İSTATİSTİKLER

Üyeler : 295
İçerik : 334
Web Bağlantıları : 6
İçerik Tıklama Görünümü : 502735
Template Design ah-68 | Copyright © 2019 by selamli.com | Yönetici