Zengin Olmanın Kaynağı PDF Yazdır e-Posta
EKREM EROĞLU tarafından yazıldı   
Cuma, 26 Nisan 2019 17:28

                                              Zengin Olmanın Kaynağı                                         

İnsanoğlunun peygamberler ve Allah’a adanmış kulları hariç, hemen hepsi zengin olmanın peşindeler. Yaratılış ve imtihan gereği ona bu haslet verilmiştir. Bu istek ve arzular onu olur olmaz sınavlarla Ahirette ki iki mekandan birisine götürecektir. Bu onun kaçamayacağı yazgısıdır…

  Zengin olmakla toplum içinde statü sahibi olmanın, güç ve kudret sahibi olacağı zannına kapılmanın, her isteklerinin olacağına inanmanın, kariyer sahibi olacağından gurur ve kibrin, edilgen ve buyurgan olmanın, gösteriş, azamet ve idol olmanın, insanlar arasında seçkin ve yüksek makam sahibi olmanın, kısacası insanların gıpta ettiği ayrıcalıklı bir hayat süreceği düşüncesinin bir sonucudur ki her kesim bu hayallerle zenginliğin peşine düşmektedirler…

Hayatın kısa oluşu, bitimin bilinmeyişi, yolun zor, çapraşık, çetin ve mücadelesiz olamayacağı bilinmesine karşın yine de bu sevdadan vazgeçmek istemez insanoğlu. Yaşamın her türlü olumsuz-  luklarına aldırış etmeden, aklının erebildiği hemen her şeyi değerlendirmekten de kaçınmaz.  

O amaç onda olduktan sonra yapamayacağı hiçbir şey yoktur. Her yol denenir, her çareye baş vurulur ve her fırsatı kendi çıkarları doğrultusunda kullanacağı kaçınmaz olur.

Yüce Allah kullarının bu özelliklerini bildiği içindir ki ona, göndermiş olduğu dinde arı duru bir şekilde dünya ve ahiretin huzur ve mutluluğunu sağlayacak yollarını da göstermiştir. O din öyledir ki; maddi ve manevi zenginlikte onun içindedir. Manevi zenginliğin vermiş olduğu değer, paha biçilemez ölçüde bulunmaktadır. Bunun sonucunda da zaten maddi zenginliğin onu takip edeceği malumdur. Bu yönüyle dinin insanlara maddi ve manevi zenginliğine yapmış olduğu katkıyı bir taraf ederek, o başka yönden ele alınırsa şöyle bir manzara ortaya çıkar.

Dünyasına düşkün bazı insan ve insan grupları vardır ki; ondan ziyadesiyle faydalanırlar. Dini, bir basamak kullanarak yücelmeyi, onu kendine göre yorumlayıp ve yontmayı, dinin bazı ayetlerini kendisini veya grubunu kastettiğini, dünyada elde etmek istediği her ne ise, ona bir şekilde kavuşmayı, onu silah olarak kullanmayı, bununla cinleri dahi hizmetinde bulundurduğunu, böylece kendinin erişilmez özelliklerle donatılmış birisinin olduğunu söyleyip inandırmakla arzu ettiği amaçlarına kavuşmuş olurlar.

Bu durumlar peygamberlerin gününden beri hep süregelmiş ve de kıyamete kadar da sürecektir. Düşünün Karunları, Firavun ve Nemrutları, Samiri, Ebu Cehil, Salebe vs gibi kişilerin, dini kullanarak güç ve kudret sahibi oldukları bilinmektedir.

Eski insanların yanlış olmasına rağmen Mişna, Zerduş, Buda, Brahma, Konfüçyus, Melek-i tavus, Hasan Sabbah, Hz İsa, Papa ve benzeri zatları kutsal görmek hatta onu ilah edinmek, onları sahiplenerek  grup oluşturmak, kendilerini ayrıcalıklı bir konuma getirmiş oldukları gibi servet üstüne servet katmaları birer örnektir.

Günümüz toplumlarında içte ve dışta olmak üzere durum hiç değişmeden sürmektedir. Sadece farkları eskiler dini, ve din önderlerini kutsal, peygamber, yarı ilah, hatta ilah görürken şimdikiler de, evliya, ermiş, derviş, keramet sahibi, salih kul, Allah dostu, eren, ahtab, kutub, gavs, gavsul azam, medyum, müneccim, falcı, büyücü, alim, ulema, önder, lider, tarikat, cemaat ve benzeri kelimelere bürünen, onlara sahiplenen, takipçiliğini yapan, özenen, el alan, bu deryalara dalan, intisaplı ve müntesipli olanlar ballı parmaklarını yalayarak servet sahibi, itibar sahibi ve güç sahibi olduklarını hepimiz görmekteyiz.

Hem öyle bir güç sahibi oluyorlar ki; siyasetçiler, yöneticiler dahi dizinin dibinden kalkmaz, sözünden çıkmaz, önünü kesmez oluyorlar. Gayri Müslimlerdeki tarikat liderinin bir emriyle yüzlerce insan kendilerini feda edebiliyor, tüm varlıklarını önüne yığabiliyorlar.

Bizde öyle değil mi? cevşenden tut muskaya, okunmuş bilmem nedenden tut hamaylıya, yanmaz kefenden tut peygamberimizin nalini, kefen suyu, sakal suyu, çorba, her derde deva dualar, fal, tarot, nazar boncuğu, tılısım, remil, vevk, türbe, düğüm, dini eşya, sembol, dini malzeme ve benzeri şeyleri yapanlar, satanlar, bilenler, kullananlar, işletenler olmuş birer Karun… Çalışmaya gerek yok, işte sana dini kendi menfaatları doğrultusunda kullananların varacağı zirveler…

İşte din, ve dini kendi menfaat ve dünya görüşleri etrafında kullanan din bezirganlarının zenginlik kaynağı bu. Dinin esasından uzaklaşıldığında işte böyle sapkın ve çarpık bir anlayışı çıkıyor ki, bu da insanları felakete sürüklüyor…

Biz, biz olalım da dinin sırtından zengin olmaya değil, çalışarak  ve alın terimizle zengin olmaya bakalım… Böyle zenginlik en güzel zenginliktir bunu da öyle bilelim…

 

Sadece üyeler yorum yazabilir. Yorum yazabilmek için giriş yapın ya da kayıt olun.

KULLANICI GİRİŞİ



KİMLER ÇEVRİMİÇİ

Şu anda 47 konuk çevrimiçi

İSTATİSTİKLER

Üyeler : 295
İçerik : 334
Web Bağlantıları : 6
İçerik Tıklama Görünümü : 502727
Template Design ah-68 | Copyright © 2019 by selamli.com | Yönetici