Ramazan Hoş Geldi Mi? PDF Yazdır e-Posta
EKREM EROĞLU tarafından yazıldı   
Cuma, 26 Mayıs 2017 11:21

                           Ramazan  Hoş  Geldi mi?

Bu da nasıl başlık diyenler olacaktır. Olacaktır amma diyenlerin de olduğu bir tolumun içinde yaşamaktayız. Bu yaşamın bir gerçeği olarak kabul görmesi gereken bir husustur. Çünkü ; bu tolumun içinde her düşünceye, her görüşe sahip insanlar vardır. Bırakın görüş ve düşünceleri Müslümanların içindeki inanç farklılıkları ve de uygulamaları bile hemen hemen neredeyse her telden.

Bu ahval ve şartlar içerisindeki kişilerin Ramazanı ve orucu nasıl karşılayacaklarını bir göz önüne getirin. Bunları bir kenara bırakalım da bi kendimize bakalım. Kendimiz, kendimizin iç ve dış dünyasının gerçeğini gösteren aynası olduğuna göre bizlere ne söyleyecektir acaba?

Ramazan, hazırlanıp dönüp dolaşmış gelmiş kapımıza da, acaba bizler “ Hoş geldin deyip, hoş karşılayabiliyor muyuz? “ O, her zaman ve her yıl hazırlıklı olarak bizlere misafir olarak gelir de, acaba bizler hazır mıyız? Mesele işte burada…

Her insanın nefsi daima hoş olan, hoşa giden, nefsi şeyleri, şehevi arzu ve hazları çok sever bu yaratılışın verdiği bir duygudur, bunu kökten kazıyıp atmak mümkün değildir. O zaman zaten robota döneriz, bu imtihan için verilen bir deneme testidir.

Ramazan başlı başına vicdani bir ibadettir. Ya vicdani hakeme uyacaksın, ya da bukalemunlaşacaksın. Ramazan insanı tamamen en içten samimi davranmaya sevk ederken, merhametin zirvelerde dolaştığı, manevi duyguların daha da ziyadeleştiği, yardımlaşma ve paylaşmanın gerekli ve de zaruriyetinin ortaya çıktığı, maddi alemden ziyade mana aleminin ağır bastığı, öteki dünyanın daha çok gündeme geldiği bir zaman dilimidir. Ha bu sayılıp dökülenler sadece bu aya mı has? derseniz yanılgıya düşeriz. Çünkü bu özellikler Müslümanın yaşantısının her evresinde olması gereken hususlardandır

Bir yolculuğa çıkarken bile bir hazırlık yapan insanoğlu, bir aylık ramazan yolculuğu için de bir hazırlık yapması zaruri değil midir? Bu hazırlığın büyük çoğunluğu manevi bir sahada olacağı aşikârdır. Yoksa “Ramazan geliyor hangi yiyecekleri, hangi içecekleri sofralarımıza alalım düşüncesiyle alış-verişler yapmak değildir hazırlık”… Beynin, kalbin, dilin, kulağın, gözün, midenin, duyguların, aklın, düşünce ve davranışların Ramazana hazır mı? Bunlar hazır değil de sadece belli süreler içinde aç kalmakla oruç tutulmuş sayılır veya sayılıyor dersek bu tanım insanı yanılgıya düşürür. Başkalarına değil, akıl ve vicdanlarımıza bi soralım o her doğruyu bizlere fısıldayacaktır.

Bizlere “Oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi, sizlere de farz kılındı” hitabıyla emreden Allah; nice sebep, nimet ve bereketleriyle emreder bizlere. Emir O’ndan uygulamak kuldan.

Dünya coğrafyasında açlık ve susuzluk çekerek bu yüzden ölen insanın bizlerden bile hesabının sorulacağı günü düşünmek orucun emri değil mi? Düşünmek yetmiyor, onlara acıyarak “Allah onlara da versin” demek çözüm olmadığı gibi sorumluluktan da kurtarmıyor bizleri… Hani “Elini taşın altına koymak” sözü var ya tamda burada devreye giriyor… Biz Müslümanları er meydanına çağırıyor. Samimiyet, teheccüd namazları ve göz yaşı. Keselere uzanarak infakla bunu gerçekleştirmek… Haydin böyle bir oruca niyetlenelim mi?..

Orucu, sadece midelerimize değil, vücudun tüm azalarına tutturmak dileğiyle…

 Ramazanımızı ve tutacağımız oruçlarımızı bu düşünceler içerisinde tutmamızı Allah her hepimize nasip eylesin. Ramazanınız mübarek olsun…

 

Not : Ramazanın ilk haftasından devamlı köyde olacağımdan dolayı, taki kurban bayramına kadar yazılarıma ara vermek zorunda kalacağım. Çünkü köyde internet ağı olmadığı için. Siteye yazma işi telefonla olmuyor. Sizlerden özür diliyor, istemeyerek bayramda buluşmak umuduyla Allah'a emanet olunuz diyorum...

 

 

Sadece üyeler yorum yazabilir. Yorum yazabilmek için giriş yapın ya da kayıt olun.

Template Design ah-68 | Copyright © 2014 by selamli.com | Yönetici